hollanda çiçek fuarından (hortifair) izlenimler..
Ekim ayında Hollanda’nın en büyük çiçek fuarlarından birine katıldım. Hollanda çiçek konusunda en önemli ülkelerden biri olduğu için, zaman buldukça gitmeye çalışıyorum. Çiçek atölyesini açmadan önce yine Hollanda’da Boerma Institute adında uluslarası bir çiçek tasarım eğitim okulunda ders aldım ve Amsterdam’daki birkaç çiçekçide staj yapma olanağı buldum. Ayrıca lale, nergis, sümbül gibi soğanlı bitkilerle peyzajı yapılan tarihi Keukonhof kompleksi çiçek showları, workshoplar ve peyzaj için ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Tabi Amsterdam’daki çiçek pazarını da mutlaka gezmek gerekiyor.

Hollanda dünyanın en büyük çiçek ihracatçısı ve yetiştiricilerinden biri. Aalsmeer’deki çiçek mezatı dünyanın en büyük çiçek mezatı ve dünyadaki çiçek fiyatlarının belirlendiği en büyük çiçek borsası. Mezatta her gün ortalama 19 milyon kesme çiçek ve 2 milyon bitki satışı yapılıyor.

Hollanda’da her sene Ekim ya da Kasım aylarında düzenlenen fuarda, çiçek üreticileri, çiçek tasarımcıları, çiçek aksesuvarı üreticileri, ihracatçıları, ekipman ve malzeme üreticileri bir araya geliyor. Hortifair’de çiçek üreticilerinin çiçekleri kalite ve dayanıklılık yönünden değerlendiriliyor ve derecelendiriliyor. Özellikle çiçek üreticileri ve çiçek ihraç etmek isteyenler bu fuarda bir araya geliyor. Türkiye de bu dünya çiçek pastasında yerini almaya çalışıyor. Bu sene Türkiye’den Antalya Çiçek İhracatçıları Birliği’nin de fuarda standı yer alıyordu.
Fuarda beni, bir çiçek atölyesi sahibi olarak en çok etkileyen şey, öncelikle çiçeklerin kalitesi ve çeşitliliği oldu. Maalesef söylemeliyim ki Türkiye’de bir tasarımcının önündeki en büyük engel, çiçek ve yeşillik çeşitlerinin azlığı ve mevsimsellik. Bu durumun hem üreticiden hem de iç pazardaki talep azlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Bizim mezatlarımızda üreticiden gelen çiçeklerin kalite yönünden değerlendirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Bu da mezattan satın alınan çiçeklerin ve fiyatının bir gününün bir gününe uymaması gibi sonucunu doğuruyor. Oysa ülkemizdeki iklim çeşitliliği dikkate alınırsa doğru know-how ve yatırımlar ile Türkiye büyük bir çiçek yetiştiricisi ve ihracatçısı haline gelebilir. Türkiye’de çiçeğin önünün açılması için, iç talebin ve çiçeğe bakışın değişmesi de çok önemli. Avrupa ülkelerinde çiçek alışverişi günlük olağan bir aktivite, insanlar birbirlerine hediye olarak çiçek alıyorlar. İç talep artarsa Türkiye’de yetiştirilen çiçeğin çeşitliliği de, çiçek ihracatı da artar.

Fuarda çiçeklerin raflarda uzun ömürlü olarak kalabilmesi ve taşıma sırasında da tazeliğini koruyabilmesi için gerekli ürünler de tanıtılıyordu. Bu ürünlerin Türkiye’ye girebilmesi çok kolay değil, çünkü üretimdeki fiyat faktörü ve piyasadaki talep fiyatı bu gibi ürünlerin kullanılmasını imkansız getiriyor. Mesela büyük marketlerde sergilenen çiçeklerin, ürünü soğuk tutan bir raflarda tutulmasından, ambalajın içine su koyarak çiçek buketini paketleyen makinalara kadar bir çok ürün mevcut. Eğer şehir dışına çiçek nakliyatı yapacaksanız suyu emip, dışını ve ambalajını ıslatmayan polipropilen malzemeler çiçeğin sağlıklı bir şekilde gideceği yere ulaştırılmasını sağlıyor.
Hortifair’de en ilgi çekici şeylerden biri de Dutch Creations adında ve dünyaca ünlü çiçek tasarımcılarını bir araya getiren bir ekibin yaptıkları çiçek tasarım showlarıydı. Saatlerce hayranlıkla seyrettim. Her türlü konseptte –christmas, halloween cadılar bayramı, kış, sevgiliye çiçek vb. temalarda bir çok tasarım yaptılar, kullandıkları malzemeleri tanıttılar. Ayrıca fuardaki her bir çiçek standı da ayrı bir tasarım mekanıydı ve özenle hazırlanmıştı. 
Türkiye’de çiçekçiliğin ilerlemesine en büyük katkıda bulunacak kişiler ise son satıcılar yani bizleriz. Bence artık bizim çiçekçilerimizin de ellerinden geldiğince dünyadaki gelişmeleri izleyip bunları müşterilerine gerek yaptıkları aranjmanlarla gerekse müşteriyi çiçek konusunda bilgilendirerek vermeleri gerektiğine inanıyorum.
|